Şibumi – Trevanian


”Şibumi mi efendim?” Nicholai bu kelimeyi biliyordu ama, yalnızca bahçelerin düzenlenmesine, mimarîye ilişkin anlamıyla biliyordu. Azımsanan alçak gönüllü güzellik anlamıyla. “Bu kelimeyi hangi anlamda kullanıyorsunuz efendim?”
”Herhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak kullanıyorum. Ya da bana öyle geliyor. Anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası. Bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün: O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok. O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok. Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllük demek. Sanatta şibumi zarif bir basitliği ifade eder. Buna sabi denir. Felsefedeyse kendini wabi olarak gösterir. Büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir. Bir insanın kişiliğindeyse… Nasıl söylemeli… Hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? Onun gibi bir şey.”
Nicholai’nin hayal dünyası bir anda Şibumi kavramıyla doluvermişti. Başka hiçbir ideal onu bu derece etkilememişti ömründe. “İnsan şibumi’yi nasıl elde eder, efendim?” ”İnsan şibumi’yi elde etmez. Ancak onu… keşfeder. Bunu yapabilen pek az sayıda üstün nitelikli insan vardır. Dostum Otake-san gibi.”
”Yani insan şibumi düzeyine gelmek için çok şey mi öğrenmeli?”
”Daha çok, bilgilerden geçip basitliğe varmak gerek.”

Şibumi, insanı etkileyen çarpıcı ve güzel bir kitap. Gerek konusu, gerek sürükleyici aksiyon dolu olay örgüsü sizi başka bir dünyaya götürüyor ve sizi farklı düşünmeye sevk ediyor. Bir romandan ziyade felsefe kitabı okumuş hissi uyandırıyor. Kitap sanki okuyana birşeyler öğütlüyor ve hayatında değiştirmesi gereken şeyler olduğunu hissettiriyor.

Şibumi Ön Kapak

“Ben çok seyahat ettim, dünyayı avucumun içinde çevirdim ve bir şeyi iyice anladım. İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçları ile varlıkları arasında bir denge bulunmasıdır. Bütün sorun, bu dengenin nasıl sağlanacağı. İnsan bunu belki varlıklarını yükseltip ihtiyaçlarının düzeyine çıkararak yapabilir. Ama bu budalalık olur. Bunu yapmak, arada bir sürü doğa dışı şeyler yapmayı gerektirir. Pazarlık etmek gibi, çalışmak gibi, çabalamak gibi. Öyleyse? Öyleyse akıllı bir adam dengeyi, ihtiyaçlarını azaltarak, yani onları varlıklarının düzeyine indirerek sağlar. Bunu yapmanın da en iyi yolu, bedava olan şeylerin değerini bilmektir. Dağların, kahkahanın, şiirin, bir dostun verdiği şarabın, yaşlı ve şişman kadınların. Bakın bana! Ben elimdekilerle mutlu olmayı çok iyi bilen biriyim. Bütün mesele elimdekileri yeteri kadar çoğaltmak.”

Dedim ya bu kitap sürekli bize şeyler söylüyor ve insan her sayfayı çevirdiğinde kendini ya heyecanlı bir olayın içinde ya da düşüncelere dalmış bir şekilde buluveriyor.

Şibumi Arka Kapak