Puslu Kıtalar Atlası – İhsan Oktay Anar

“Düşünüyorum, o halde ben varım!…
Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun da kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum… Adam da düşündüğü için var olduğu sonucunu çıkarıyor… Ve bu çıkarımı doğru adamın!… Çünkü o benim düşüm!… Var olduğunu ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum!… Öyleyse, gerçek olan biri beni
düşlüyor.. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum!…”

Kitabı ayrı, çizimleri ayrı konuşmak gerekir belki ama şu konuda ortak noktada buluşuyorlar ki o da mükemmellikleridir. Kitap hayalin ve düşünmenin ince bir imbikten geçirilmiş hali gibi. Çizimler ise size şunu düşündürüyor; acaba ben hayal etseydim ve çizseydim bu kadar güzel olur muydu? Bu sorunun cevabı benim için; hayır, olmazdı. Kısacası bitmemesini umarak ve resimlere uzun uzun bakarak okudum. Tavsiyem siz de öyle yapın, tadını çıkarın.

Hiç uyuyamadağı için herkes onun rüya da görmediğini düşünüyordu.. Oysa o her gece yattığı yerden kendi rüyalarını yaşardı..