Incognito – David Eagleman

“Bir ben vardır bende, benden içeri. “

Yunus Emre.

“Eğer beyinlerimiz, anlaşılabilecek kadar basit olsaydı, bizler onu anlayacak kadar akıllı olamazdık.”

Incognito


Kitap okurken araya bir sürü işin girmesi ve kitabı bir türlü bitirememem beni çok rahatsız ediyor. Neyse ki kitabımı sonunda bitirip, yorumumu yazmaya fırsat bulabildim.
Kitap yedi bölümden oluşuyor. Özellikle ilk bölümlerde konuya girmeye ve terimlere alışmaya çalıştığınız için biraz yavaş ilerleyebiliyorsunuz ama daha sonra kitap akmaya başlıyor. Son bölümlerde de hukuksal tartışmalara, ceza ehliyeti, cezayı azaltan ve kaldıran nedenlere girmesi beni kitaba daha yaklaştırdı ama çoğu kişiyi sıkacağını düşünüyorum. Kitabın adı, Incognito, gizli, bilinmeyen, tanınmayan anlamına geliyor. Ayrıca Türkçe basımında kullanılan “Beynin Gizli Hayatı” altbaşlığı da kitap hakkında az çok fikir veriyordur. 💡 Kitap beynimiz, beynimizin yapısı, bilinç ve bilinçaltı kavramalarından bahsediyor. Bu kavramları bilimsel bir dille açıklarken anlaşılır olması için de güzel örneklerle destekliyor.

Belki bilirsiniz National Geographic’te Zihin Oyunları isimli bir program var. Ben bu programı çok sever ve ilgiyle takip ederim. Bu kitapta anlatılan konular, örnekler ve testler hemen hemen aynı, fazlası var eksiği yok. Bu yönüyle ilgi çekici ve eğlenceli bir yanı da var kitabın. Kitaptan öğrendiklerimiz şaşırtıcı ve ufuk açıcı, olaylara bakış açımızı da değiştirecek cinsten.

Özellikle insan, bilinç ve bilinçaltıyla ilgili okuduklarından sonra bir korkuya kapılıyor. Bilinçli ve özgür irade ile aldığımızı sandığımız kararların aslında öyle olmayabileceği, bunu bilen reklam şirketleri ve seçim kampanyası yürüten politikacıların yönlendirmelerine nasıl maruz kaldığımız anlatılırken, “bilinçli” halimiz mi gerçek biziz yoksa tam tersi mi, benlik aslında nedir, nasıl oluşur sorularını düşünmeden edemiyorsunuz. Akıl hastalıkları nasıl oluşur, kişileri nasıl etkiler, herkes için bu risk var mıdır, hangi şartlarda bu risk yükselir, küçük bir nöron ile ne kadar şey değişebilir gibi sorulara da değinilmiş kitapta. Kitabın arkasında yazan yorumlarda olduğu gibi okuduktan sonra hayatınız değişmez belki ama çok şey kazanacağınız kesin. Umarım bu ilginç kitabı okuma fırsatı bulursunuz.

Incognito
Incognito

Tüfek Mikrop ve Çelik – Jared Diamond

Neden Avrupalılar Amerika’yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa’yı keşfetmedi?” Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000’den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik’te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor… Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, “Batılı” koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.

Uykusuz gecelerimin başucu kitabı. Sevgi ve heyecan ile okurken birçok seferinde hayret içinde kaldığım bir kitap.
Küçükken oturup babamın dünya atlaslarını açıp her bir köşe bucağını ilgiyle incelerdim. Hiç duymadığım yerlerin isimlerine bakar, nasıl yerler olduğunu, insanların oralarda neler yaptıklarını merak ederdim. Bazen de buradan gördüğüm yerleri ansiklopedilerden arar bulurdum. O zamanlar internet ve arama motorları yok tabi. Özellikle tropik kuşak ve burada yaşayan insanları merak eder, belgesellerden gördüğüm ilkel kabile insanlarına hayret ederdim. Bu kitabı görüp de arkasını okuduğum zaman, içimde büyük bir heyecan ve ürperti oldu. Yıllardır kafamın içinde bir yerlerde sorduğum ama üstüne pek düşmediğim ya da hayat meşgalesinden fırsat bulamadığım bir sorunun sorulup cevaplandığını görmek bu kitaba beni ilk anda bağladı.
Soru çok basit ama cevabı bir o kadar zordu: ‘Neden Avrupalılar Amerika’yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa’yı keşfetmedi?’ Ya da benim açımdan neden bugünün ve modern zamanların hakimleri dünyayı sömürüp köleleştirirken diğerleri buna maruz kaldı?

Bir süredir kitapla ilgili kapsamlı bir yorum yapmayı düşünüyordum. Aslında kitabı okurken, ikinci kitap olarak okudum. Bir ders kitabı edasıyla yavaş yavaş, üzerinde durarak, düşünerek, hergün bir miktar okumaya çalıştım. Kapsamlı bir yorum dedim ama 600 sayfalık bu kitap zaten 6000 sayfalık bir kitabın sıkıştırılmış hali gibi olduğundan üzerine yine 600 sayfalık yorum yapılsa yeridir. Bir kitabın içine nasıl bu kadar bilgi sığdırılır ve okuyucuya bu kadar güzel aktarılır bize bunu göstermiş yazar. Farklı farklı yerlerde bulabileceğiniz, birbiriyle bağlantı kuramayacağınız bilgileri derli toplu ve anlamlı bir birliktelik içinde yorumlanmış olarak buluyorsunuz. Kitap okullarda ders kitabı olarak okutulmalı diye düşünüyorum.
Bence yazarın fizyolog olması da bir avantaj olmuş kitabın yazımında. Küçüklüğümden beri tarihe ilgi duyarım, okurum, araştırırım. Sonuçta bir tarih kitabı olarak değerlendirebileceğimiz bu kitabın klasik tarih bilimcilerin gözünden değil de çok farklı disiplinlerde uzmanlaşmış ve aslen fizyoloji eğitimi almış bir kişi tarafından yazılması da kitaba ayrı bir tat katmış.
Bugüne kadar bu kitabı okumamamı tam anlamıyla kayıp olarak değerlendiriyorum. Zihin ve ufuk açan bir kitap. Dünyaya, hayata, insanlara ve olaylara bakış açınızı değiştiriyor. Kitap sadece dünyamızın, insanlığımızın geçmişi ile ilgili bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda okuyana bundan sonraki hayatında da kullanabileceği bilgiler veriyor.
Belgesel izlemeyi çok severim, yeni yerler görmek, yeni bilgiler öğrenmek beni çok heyecanlandırır. Kitabı okurken her sayfasında bu heyecanı yaşadım. Doğru bildiğimizi sandığımız bilgilerin yanlış olduğunu öğrenirken, doğrusunun da neden doğru olduğunu öğrendim. Avrupalılar daha zeki ve yetenekli oldukları için mi keşifleri ve modern zaman icatlarını onlar yaptı, dünyayı sömürge haline getirdiler? Dünya bugünkü halini nasıl almış, niye böyle olmuş da tam tersi olamamış? Bu doğrultuda daha çok şey söylenebilir ama tekrara düşer endişesiyle devam etmek istemiyorum. Sonuç olarak bu kitabı herkes okumalı, kimileri severek okurken kimileri ara ara sıkılacaktır belki ama yine de okunmalı, okutulmalı.