Sineklerin Tanrısı – William Golding

“Demek istediğim şu… Bizden başka canavar yok belki…”


Sineklerin Tanrısı gibi kitapları okuduktan sonra, geçmişte farklı devirlerde yaşanmış benzer olayların günümüzde de yaşanabilmesine anlam vermek daha da zorlaşıyor. Aynısı George Orwell kitaplarından sonra da oluyor. “Neden, neden?” diye sormak istiyorsunuz ve sorunuzun nasıl hemen anlamsızlaştığını görüyorsunuz üzülerek. Sonra “nasıl, nasıl?” diye sormak istiyorsunuz yine ama aynı sonucu görmek sizi tekrar üzüyor sadece. Bu soruların sebebini kitabı okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Kitap “Hayvan Çiftliği” gibi üstü kapalı bir eleştiri ama bu sefer hayvanların yerine çocuklar üzerinden kurgulanmış bir hikaye. Bazı gerçekler cidden acıtıyor ve siz de bu gerçeklerin altında ezilebiliyorsunuz. Dünyada yaşanan birçok insani krizin yine insanlar yüzünden çıktığı, yeryüzünü cehenneme çevirenlerin bizler olduğu, herşeyin nasıl bir anda tersyüz olabildiği gerçeği bir tokat gibi çarpıyor yüzünüze ve insanlığınızdan utanıyorsunuz. Her ne kadar kitabı iki oturuşta bitirsem de ilk yarısını okurken biraz sıkıldım. Bana göre kitabın başından belli olan konusuna girmek için biraz uzun bir girizgah olmuş. Buna karşın ikinci yarısı büyük bir hız ve heyecanla aktı gitti. İçerdiği mesajları göz önünde bulundurursak, “Hayvan Çiftliği” ve bu kitabı ilk okunacaklar arasına almalısınız. Ayrıca kitabı çeviren Mina Urgan’ın sonsözü de bir o kadar değerli, okumadan geçilmemesi gerekir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir