Kör Baykuş – Sadık Hidayet

Odamı sınırlayan dört duvar arasında, varlığımı ve düşüncelerimi kuşatan hisarın içinde ömrüm azar azar eriyor bir mum gibi, hayır, yanlışım var, ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş.

Kitabın içinde altı çizilecek, not düşülecek o kadar çok cümle olmasına rağmen bir bütün olarak kitabı değerlendirmek, anlamak çok zor. Kitabı okurken öyle zamanlar oluyor ki sindirmeniz zaman alıyor, tekrar tekrar okumak zorunda kalıyorsunuz. Kitapta çokça bahsedilen afyonun dumanları arasında yolunuzu bulmaya çalışıyorsunuz. Bazen de o kadar içine giriyorsunuz ki sanki tasvir edilen yerde yazarla birlikteymiş gibi hissediyorsunuz. Bu kitapla ilgili denecek çok şey olabilir ama bence ilginç bir deneyim ve bir defa okumanın yeterli olmayacağı aşikar. Boyutuna bakıp aldanmamak lazım, kitabın kapağını kaldırdığınızda sanki içine büyü ile gizlenmiş dipsiz bir kuyu buluyorsunuz.

 

Ön Kapak
Arka Kapak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir