Hakkımda

Yıllardır o mekan benim o camekan senin gezip durduk. Yedik içtik, kimi zaman keyif aldık kimi zaman beğenmedik. Ama sohbetler hep “yediğin içtiğin senin olsun” diye başlayınca gezdik, gördük, yedik, içtik ama pek anlatamadık. Zamanla gidilecek yerlere “orada ne yenir?” sorusuyla yaklaştığımızı, hatta “şurda şu yenir, oraya gidelim.” düzeni oturtmaya başladığımızı farkettik. Sonra sonra hayatımıza Facebook, Foursquare, Instagram girdi oralarda anlatalım, paylaşalım dedik. Oldukça olumlu geri dönüşler, detaylı yorum istekleri, sorular aldık, olabildiğince de yanıtladık. Ama görülenler, yenilenler, tadılanlar türlü türlü olunca, birşeyler yazmak istediğimiz zaman karakter kısıtlaması elimizi kolumuzu bağladı. Hal böyle olunca blog açmanın vakti geldi dedik ve başladık.

Yukarıda hep yemek üzerinden gittik, kitaptan bahsedemedik. Kitap ne alaka peki? Efendim yıllardır yedik içtik mideye çalıştık tamam da kafayı da boş bırakmadık az çok oraya da çalıştık besledik. Yemek nasıl bir tutkuysa, kitap da öyle bir tutkuydu ya da kitap nasıl bir tutkuysa yemek de öyle bir tutkuydu. Yani demek istediğim ikisine olan tutkum ve ilgim hep aynıydı. Ayıramadım, sanki birini yapsam bir yeri eksik kalacak gibi hissettim, küsmesin dedim odağımı ikisine birden verdim.Olur mu olmaz mı derken, yaptık olduya geldik.

Umarım güzel yemekler yeriz, güzel kitaplar okuruz. Ağzımızın, yüreğimizin tadı hep yerinde olur. Güzellikler paylaşıldıkça çoğalırmış, çoğaltalım biriktirelim hep beraber o zaman.