Dönüşüm – Franz Kafka

Kitabı okumak kolay ama hakkında birşeyler yazmak o kadar kolay değil. Eminim kitabı yüzeysel okuyup “Bu ne saçma ve iğrenç bir öykü.” diyenler ya da hiç olmazsa bu şekilde düşünenler olmuştur. Belki de yazar böyle bir his yaratarak; öykünün saçmalığı ve iğrençliği üzerinden, hayatımızın kendisinin, bize dayatılanın, kalıpların dışına çıkmak ve farklı olmanın toplumdaki karşılığına atıfta bulunmuştur. Bunu da en iyi sağlayacak olan şey, isabetli bir şekilde seçilen, haşere metaforudur. Böyle bir şeye değil de pek ala başka bir hayvana da dönüşebilirdi Gregor Samsa ama bir böcek ve haşere kadar işe yaramaz, iğrenç ve istenmeyen pek az şey vardır gerçekten de. İnsan, yaşadığı toplum içinde ya herkesin kendi gibi olmasını ister ya da kendi gibi olanların içinde bulunmayı ister. Farklılık, alışık olunmayan çoğu zaman bir uzaklaşma sebebi olduğu gibi kin, nefret ve korkuyu da tetikleyip, körükleyebilir. İşte belki Gregor Samsa’nın da sorunu buydu, artık aile ve toplum içinde kendisine biçilen bu rolden sıkılmış, yorulmuş ve farklı olmak istiyordu. Hatta bu durum o kadar kaçınılmaz bir hale gelmişti ki, kahramanımızın kendisinin bile bu dönüşümü hissedip engel olmasına fırsat kalmadı belki. Gerçi öykünün bir yerinde, kapı önünde telaşla bekleyenlere yaptığı konuşma içinde, bir gece önceden kendini kötü hissetmeye başladığını ve üzerinde çok durmadığını söylüyor ama başına gelecekleri nereden bilebilirdi. İşte zavallı Gregor Samsa’nın hikayesi. Zavallı olması bir böceğe dönüşmesinden değil elbet, belki zavallı durumunda olması gereken de o değil diğerleri dururken. Kapitalizmin, sanayi devriminden bu yana, ezdiği, köleleştirdiği, duygularını göz ardı ederek posa haline getirdiği insan kavramına 20. yy’ın başında bir eleştiri olarak yazılan kitap, Gregor Samsa ile bir çığlık atıyor, ötekileştirilmenin kaçınılmaz son olduğunu bilerek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir