Etna Pizzeria – Balgat/Ankara

    Taş Fırın - Etna PizzeriaTaş Fırın – Etna Pizzeria

Geçenlerde Balgat’ta yeni açılan @etnapizzeria.tr ‘yı ziyaret ettik. Ceyhun Atıf Kansu Caddesi üzerinde bulunan mekan görünümüyle hemen dikkat çekiyor. İçeri girdiğinizde de güzel dekore edilmiş ferah bir ortam buluyorsunuz.
Yarı açık bahçeden içeri girdiğinizde hemen odun fırınını görüyorsunuz ve lezzetli bir pizza yiyeceğinizi anlıyorsunuz.

Taş Fırın - Etna Pizzeria
Muharrem Bey – Etna Pizzeria

Mekanın sahibi ve ustası Muharrem Bey ile tanışınca da lezzetli pizzalar yiyeceğinizden daha da emin oluyorsunuz. Çünkü Double Zero Pizza’yı bilenler ve beğenenler için Muharrem Bey yabancı gelmeyecektir. Geçmiş tecrübelerini dinledikten sonra, kendisini sadece Double Zero ile anmanın da haksızlık olacağını düşünüyorum. Bütün bu tecrübe ve sektör deneyimi işletmeye ve personele aktarılmış elbette.
Pizzaların taş fırında piştiğini söylemiştim ama lezzet sadece buradan kaynaklanmıyor. Pizza hamurları ustanın kendi özel un karışımı ve ekşi maya ile yapılıyormuş. Mozarella hazır rende şeklinde değil bütün olarak temin edildiği gibi kullanılan diğer peynirler de ithal ediliyormuş. Örneğin bizim denediğimiz pizzalardan biri “Pesto Quattro Formaggi”nin içinde gouda, gorgonzola ve parmesan peynirleri bulunuyor. Pizzanın sizi çeken kokusu ilk ısırıkta kendisine bağlıyor. Peynirlerin lezzetinin yanında üzerindeki pesto sosa da değinmeden olmaz. Pestonun fesleğenleri Antalya’dan geliyor ve sosu kendileri yapıyor. Yine domates sosu da kendileri tarafından çeri domateslerden yapılıyor.

Füme Kaburga ve Pesto Quattro Formaggi - Etna Pizzeria
Füme Kaburga ve Pesto Quattro Formaggi – Etna Pizzeria

Diğer yediğimiz pizza füme kaburgalı pizza idi ve o da çok güzeldi, özellikle pizza üzerinde bulunan füme etler lezzetli ve insanı baymıyor. Ama ben yine de size peynirli pizzalara öncelik vermenizi tavsiye ederim.

Penne Pesto - Etna Pizzeria
Penne Pesto – Etna Pizzeria

Ayrıca belirtmek gerekirse mekanda sadece pizza yapılmıyor. Herkese hitap edecek, makarna, hamburger, ızgara et ve balık, soslu tava yemekleri yanında diyet yapanlar için de salata ve diyet yemek seçeneklerini de barındıran geniş bir menüleri bulunuyor. Açıkçası ben böylesine geniş bir menüyü görünce şaşırdım ama kendileri menülerinde yer alan her ürün için iddialı olduklarını belirttiler. Özellikle hamburger konusunda ve hamburgerlerinin çok da sevildiğini söylüyor Muharrem Bey. Bu ziyaretimizde burger deneme fırsatı bulamadık ama yine oldukça iddialı oldukları makarnanın tadına baktık. Makarna da tam istediğimiz gibi pişmişti, çok beğendik.
Kısacası biz @etnapizzeria.tr ‘yı mekanı ve lezzetleri ile çok sevdik.
Ankara’da iddialı bir pizzacımız ve pizzadan daha fazlasını bulacağımız bir mekanımız daha oldu.
Tavsiyesi için @ankaraetkinlik ‘e ve hoş sohbeti için Muharrem Bey’e teşekkür ederiz.

Pizza Çeşitleri - Etna Pizzeria
Pizza Çeşitleri – Etna Pizzeria

Daniel Wellington

Daniel Wellington

Arkadaşlar merhaba,

Erken yeni yıl hediyem Daniel Wellington saatim ile ilgili tecrübelerimi paylaşmak istiyorum sizlerle.

Daniel Wellington

Detaylara girmeden önce belirtmek isterim ki, siz de kendinize veya sevdiklerinize yılbaşı hediyesi almak isterseniz www.danielwellington.com/tr/ sitesinden “yemekvekitap” kodunu kullanarak yılbaşı indirimlerine ek %15 indirim fırsatından yararlanabilirsiniz.

Saatle ilgili en göze çarpan özellik kayışları. Birçok farklı yapıda ve modelde kayış seçenekleri var. Bu da size hareket kolaylığı sağlıyor. İster spor kıyafetinizle ister takım elbisenizle kullanabileceğiniz birçok farklı renk seçeneği sizi kombin derdinden kurtarıyor.

Dikkat çeken diğer bir özellik de saatin içinde saniye çubuğu olmaması. Benim için bu özelliğin en iyi yanı saatin tam bir sessizlik içinde çalışması. Bazı geceler sırf bu ses yüzünden saatimi çıkardığımı bilirim. Ayrıca saniye olmaması saate ayrı bir güzellik katmış bence.

Saatin özelliklerinin yanında hikayesini de paylaşmak isterim.

Daniel Wellington saatlerinin kurucusu Filip Tysander, eskimiş NATO kayışları olan eski dönemlere ait tarzda saatler kullanmayla ilgili özel bir düşkünlüğü olan İngiliz bir beyefendi ile tanışır. Bu beyefendinin adı da Daniel Wellington’dır tabi ki. Bu tarzdan etkilenen Filip, kendi saat serisini oluşturmaya karar verir. Değiştirilebilir kayışlara sahip klasik tasarım, geniş yelpazede bir görünüm sunmaktaydı. Birkaç yıl sonra bugün, bu tasarım hala Daniel Wellington’ı bu denli özel kılan unsurların önemli bir parçasıdır.

Daniel Wellington saatleri sadece NATO kayışları değil birçok farklı kayış seçeceği sunuyor.
Aşağıda hem çeşitleri hem de özellikleriyle kayış seçenekleri yer alıyor. İsterseniz inceleyebilirsiniz. (Bu bilgiler www.danielwellington.com/tr/ sitesinden aynen alıntılanmıştır.)

“NATO KAYIŞLARI

NATO kayışları, 1970’lerde İngiliz donanması tarafından kullanılmaya başlansa da ondan beri uzun bir yol almıştır. Zaman ötesi bir renk kombinasyonlarıyla dolu bir yelpazede her bir kayış değiştirilebilir olup her biri farklı bir şey ifade etmektedir.
Hangisini kullanacağınızın seçimi size ait olup her türlü dış giyime, ortama ve moda göre değiştirebilirsiniz. Size haftanın her günü farklı bir saat yaratma olanağı tanır.

DERI KAYIŞLAR

Saatlerin her biri, onları eşsiz kılan değiştirilebilir kayışlara sahiptir. Deri kayışlar hakiki deriden olup kahverengi ve siyahın şık tonlarında ve gümüş veya rose altın kaplamalı kilit ile mevcuttur.

HASIR ÖRGÜ KORDON

Ustalıkla örülmüş hasır kordon, yumuşaklığı ve hafifliğiyle, saatin bileğinizde rahatça durmasını sağlar. Paslanmaz çelikten üretilen örgü kordonun boyu bileğinize göre kolayca ayarlanabilir ve gümüş, rose gold veya siyah mat kaplama seçeneklerine sahiptir.

HER ORTAM İÇİN UYUMLU BİR SAAT.

Bir Daniel Wellington saat, şüphesiz her ortam için uyumlu bir saattir. İster smokinli bir etkinliğe katılıyor, ister bir tenis maçı yapıyor veya bir sahil kulübünde güneşin tadını çıkarıyor olun; Daniel Wellington sizin için güzel bir eştir.
Saatlerin tamamının kadranları özel olarak tasarlanmış ve geliştirilmiş olup onlarla birlikte sipariş edebileceğiniz ince NATO kayışlarla veya deri kayışlarla mükemmel uyum içindedirler. Kayışların tümü değiştirilebilir olduğundan, size haftanın her günü farklı bir saate sahip olma olanağı tanır.”*

*www.danielwellington.com/tr/

Amok Koşucusu – Stefan Zweig

Amok Koşucusu

Bir kere bile Zweig okuyan birisi için çok şey ifade eder Zweig. Eğer daha önce okumadıysanız, en kısa zamanda okumalısınız ve bu naif ama coşkulu insanla bir an önce tanışmalısınız.

Zweig ile ilgili düşünürken veya bir şeyler yazarken kitaptan daha çok yazar ve üslubu ile ilgili fikirler beliriyor aklımda. Konu, yer ve zaman sanki küçük detaylar onun için. Herşey öyle bir heyecan içinde ilerliyor ve coşku ile yaşanıyor ki, bir an için kendi soluğunuzun kesildiğini ve anlınızdan ter damlalarının aktığını sanıyorsunuz. Nerede olduğunuzun, ne okuduğunuzun farkında değilmiş gibi hissetseniz de Zweig okuduğunuzun kesinlikle farkında oluyorsunuz.

Yine düşmeyen temposu ve sürükleyeciliğiyle heyecan dolu bir kitap olan Amok Koşucusu, açıkçası Satranç’tan aldığım tadı vermedi. Daha önce dediğim ve Zweig için daha çok ayrıntı niteliğinde olduğunu düşündüğüm konu, yer ve zaman unsurları bu sefer beni çekmedi. Yanlış anlaşılıp yukarıda yazdıklarımla çeliştiğim düşünülmesin. Demek istediğim, Zweig’ın sürükleyici cümlelerinin ardında yine aynı hızda koşuyorsunuz ama aldığınız tat tam istediğiniz ve beklediğiniz gibi olmuyor. Bu kitabı çok beğenen kişilerden aldığım geri dönüşler bana konuyu sevenlerin de olduğunu ve bunun tamamen kişisel zevkler ile ilgili olduğunu gösteriyor.

Zweig’ın kitaplarında genelde okuyucu ile muhatap olan kişi, daha çok aktaran pozisyonunda bulunuyor. Kitaba konu olan hikayelerin asıl kahramanları, başlarından geçenleri veya tanık oldukları olayları bu “aracıya” aktarıyorlar. Yazar kendini bu aracı kişi olarak göstermek istese de artık anlıyorsunuz ki her kitapta yer alan heyecanlı, coşkulu ve bir o kadar da kırılgan olan kahramanlar, kadın veya erkek farketmeden, hepsi Zweig’ın iç dünyasını yansıtıyor.

Her ne olursa olsun, Zweig okumak insanda bir şekilde etki bırakıyor ve insan ilişkişlerine baktığınızda dünyanın ne kadar olumsuz yönde ilerlediğini bize gösteriyor.

Kitap hakkında spoiler vermemek için arka kapak yazısını paylaşıyorum.

“Amok Koşucusu doktor olarak yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğüyle kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir adamın hikâyesidir. Hollanda Doğu Hint Adaları’nda görev yapan bir doktor, dara düşüp kendisine başvuran çok zengin bir kadının “yardım” talebini geri çevirir. Zira kadının mağrur ve hesapçı tavrı karşısında büyük bir öfkeye kapılmış, gururuna yenik düşmüştür. Ancak söz konusu olan insan hayatıdır. Kısa süre içinde pişmanlığın pençesine düşer. Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor, Malezya halkında rastlanan bir nevi öldürücü delilik olan hummanın, amokun etkisi altına girer.”

Amok Koşucusu

Suyun En Sağlıklı Hali

Sıcak havaların gelmesiyle birlikte buzdolabına sürekli su koymaktan bıktınız mı? Suyu sağlıklı ve pratik bir şekilde tüketmek mi istiyorsunuz? O zaman size güzel bir haberim var:, tüm bunları ve daha fazlasını sunuyor. Şirket içinde kullanmak için uzun zamandır kullanışlı (ve sağlıklı) bir Su Pınarı arıyorduk, kararımızı USP 20’den yana kullandık.

Açıkçası bundaki en büyük etkenlerden biri, su pınarının toplam 3 adet musluğa sahip olmasıydı. Muhakkak denk gelmişsinizdir, diğer su sebillerinde biraz soğuk, biraz da sıcak su musluğundan doldurur, “ılık” su elde etmeye çalışırsınız. USP 20’de böyle bir sıkıntı yaşamanıza gerek yok, üçüncü musluk damacanadaki suyu doğrudan (ısıtma/soğutma yapmadan) veriyor ve bu sayede hiç zaman kaybetmiyorsunuz. Aynı şekilde, havaların ılıman olduğu dönemlerde sebili ısıtma ve soğutma özelliklerini tamamen devreden çıkararak da kullanabilir, enerji tasarrufu yapabilirsiniz.
Üç musluğa sahip olması önemli bir avantaj olsa da,  satın alma kararı vermemizdeki tek etken de değildi. USP 20 çok pratik bir model, alt kısmında kapalı bir muhafaza bulunuyor. Bu muhafazaya bir adet damacana koyabilir, damacana değişimi için beklemekten kurtulabilirsiniz. Su tankları paslanmaz çelikten imal edilmiş ve yeni su sebili mevzuatına da uygun. Yani sağlıksız parçalar içermiyor. Saatte 5 litre soğuk, 2 litre sıcak su kapasitesi sunuyor. Suyu 5 derece kadar soğutup, 85 dereceye kadar da ısıtabiliyor. Tasarımı ise sade, kullanışlı ve dayanıklı: Uzun süre boyunca kullanabileceğiniz daha bakar bakmaz anlaşılıyor. https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden 12 taksit fırsatıyla sipariş verebilir, suyu sağlıklı ve pratik bir şekilde tüketmeye siz de başlayabilirsiniz!

Bir boomads advertorial içeriğidir.